II. BÖLÜM

 

Bu bölümde Tuva halk müziğinin gelişme sürecinde etkileyen faktörlerinin kavramları anlatılacaktır. Müziğin gelişimi ilk olarak sese bağlıdır. Göçebe dönemlerdeki Türk dilinin dilsel gelişmeside göçer hayata bağlıydı: “çök”, “dur”, “git”, “gel” gibi hayvanları eğitmek amacında kullanan bir kaç kelime kullanmışlardır. O sesin çıkması için belli bir ton lazımdı. Örneğin, Türk göçebeleri “Çök” (dizini çökmek demektedir), at ve deveye buyurma anlamında, daha kaba ve bir tonda söylenir. Güney Rusya’da yaşayan Yakut, Tuva, Sayan, Hakas, Dolgan, Tofa ve Altay halkları aslında Türk lehçeleri kullanan Türkler olduğundan dolayı “gel”, “git” kelimelerin ikliminin sert olduğundan uzaktan söylememeye çabalamışlardır. Sibirya halkları, diğer Türk topluluklarına göre buyurma fillerini kısa söylemzler. Kısa sözcükler dağlarda ve ormanlarda yankı olarak, “gel” yerine “geeel” olarak iki sesile değiştirilmiştir. Zaman içinde Sibirya halklarının ses kullanımları da iki tona çıkmıştır (Khabtagaeva, 2009:54). İlk insanlar, çevrelerindeki sesleri taklit ederek ilkel dilleri oluşturmuşlardır. Yani, sesin ilk olarak dilden oluştuğunu, müziğin dilden önce geldiğini söyleyebiliriz. Etnografi açısından en eski müzik türlerinin birisi olan Tuva müziklerinin hala yetersiz araştırılan Tuva gırtlak şarkılarının göğüs, boğaz, diş ve burun kullanılarak sözsiz söylenen şarkı olarak nitelendirilmektedir.

 

2.1. Hörekteer

Folklor müzik, dünyanın farklı etnik müzik türlerine benzer nitelikler taşısa da çalgıları, kullandığı ses sistemi, makamları, ölçü ve ritimleri, türleri, formları, icra özellikleri ve repertuarıyla, olağanüstü renklilikler taşır. Genelde halk müziği, sözlü halk müziği ve sözsüz halk müziği olarak ikiye ayrılır. Aslında sözsüz halk müziğin de ezgiler çalgısal ifadeye dayalıdır. Fakat bu kavram Güney Siberiya halkları için geçersiz. Bu bölgelerde müzik aletlerinin yerine kullanılan gırtlak müzikleri sözsüz halk müziği olarak tanımlayarak Yakutlarda »Habarga», Batı kuzey Mongolya’da »mei», Tuvalarda »Hörekteer», Şorlar ve Altay için »Kai», Hakaslarda »Ha, Kalmuklar da ise »Hailah» diye adlandırılır. Ayrıca halk müziği kapsamında dikkate alınan eserler, klasik ve modern olmak üzere ikiye ayrılır. Gırtlak şarkıları çoğunlukla klasik eserler olarak kabul edilmektedir. Fakat 70’lerin sonunda Hörekteerin içerisindeki Höömei ve Kargıra popüler kültürde belli bir yer aldı. Güney Siberya’nın öteki ülkelerden folklor müziği belli bir özeliliğe sahiptir. Yakovlev, 1898’de bütün sözsüz halk müziğin »Kömei» (Kazakça gırtlak demektedir) diye adlandırdı. Post Soviet döneminde Tuva araştırmacıları Yakovlev’in »Güney Yenisey nüfusun etnografik hali» kitabında gösterilen »Kömei» kelimesinin hem gırtlak şarkılarının bir stili olduğunu hem de Tuvalarda »Kömei» değil »Höömei» kelimesinin var olup onun gırtlak değil boğaz diye çevirildiğinden bahsederek Yakovlev‘in Tuva gırtlak şarkıları üzerinde yapılan araştırmasına değişiklikler yaptı. 1997 yıllında höömei yerine hörekteer diyerek adlandırdılar.

Tuva gırtlak müziği, armonik müzik stillerinden önemli bir türüdür ve Tuva Halkı tarafından icra edilir. Tuva gırtlak müziği, bir veya daha fazla perdeli sesin biraraya gelerek belli bir perdenin üzerine çıkıp özgün ses üreten bir stildir. Bu müziğinin geçmişi epey eskiye dayanır. Erkek çobanların çoğu, gırtlak müziği yapabilir ancak kadınlar bu müziğe yeni yeni başlamıştır. Tuvalılar için gırtlak müziğinin populer olması; bölgenin çoğrafi konumu ve insanların yaşam şekillerinden kaynaklanmaktadır. Şarkıcılar, gırtlak müziğine ilham kaynağı olan nehir kenarlarına ve dağ yamaçlarındaki bozkırlara seyahat ederken gırtlak müziğini en iyi şekilde icra etmeye çalışırlar.

Tuva Gırtlak şarkı araştırmacısı Kyrgys, »hörekteer» (Khöörekteer) diye göğüs çabası ila söylenen şarkı diye açıkladı (2002). “eer” eki ise, türk dilindeği “yapılır” fili gibi yapmak, çabalanmaktır demektedir. (Tam türkçeye çevirsek hörek-yürek, teer-titireşmek, yürek ya da göğüsün tirireşirek söylenmesidir). Tuvaca iki sesli harfin bir arada olması, örneğin, aa, öö, ee.., bir şeyi yapmak fillinin anlamın taşır. Örneğin »Emneer» kelimesindeki »em» şifa, »eer» şifayı kopmak, »Balıktaar» kelimesindeki »aar» balık avulamak vb., demektedir. Tuvanın gırtlak şarkıların araştıran araştırmacılarının Höömei yerine Hömei’yi kullanması gırtlak şarkısı yerine, insan vucudundaki damağı kullanması gibi yanlış kelime olarak kabıl etmektedir. Son olarak, Kyrgyz’a göre »hörekteer» boğaz (throat) ya da gırtlak (guttural) şarkısı değil göğüs titireşme çabası ila söylenen şarkı olarak gösterildi.

Petr Ostrowskih’in »Uranhai bölgesindeki Toju Tuvaları (Toju, Tuvalar ila beraber yaşayan mogol halkıdır)» kitabında Asia Halklarının tipik bir müziği olduğunu yazdı. »Höömei, doşpuluur müzik aletinde yapılan şarkıları insan sesi ile yansıtarak yapabilmesi» diye açıklıyor. Ostrowskih‘a göre, Tuvalar, duyulabilen bütün seslere taklit etme, yansılama, öykünme yeteneklerin iyi olduğunu söyliyor. Grigor Efimoviç Grum-Grjimailo ise »Uranhay bölgesindeki (Ruslar, 1914-1921’de Tuva‘nı Uranhay diye adlandırıyordu) gırtlak şarkı, bir farklı özelliliği kapsar. Gırtlaktan söyleyenler, kendi diyaframın yönete bilirler» diye yazmıştır (1.tablo). Dolaysıyla, Grim-Grjimailo gırtlak sesinin yapımını ilk araştırmış.

 

Yani şarkıcı akciğerde ne kadar nefes tutsa o kadar müziğin zamanıda uzaracaktır. Bu şamanların şifayı içinde tutup, sesleyerek hasta insana şifa etmesi gibi kavramın çıkmasına sebep oldu. Höömey uluslararası araştırma merkizinde bütün gırtlkak şarkıların hörekteer kavramının altına topladı (2.tablo). Hörekter fizyolojisi, günlük hayatta söylenen gırtlak şarkısı ve konservatuar mezun olan akademisiyanın söyleyen şarkılarından farklı özellilik taşıyor. Şarkıcı, nefesin yarısını göğüste tutarak vucut ve dilin titireşmesi ile az-azdan çıkarılan müzik türüdür. Dolaysıyla, hörekteerde bir kez alınan nefes 2-3 dakikaya kadar şarkı söylemeye sebepçi olur. Nefesi akciğerde ve gırtlakta toplamak için şarkıcının biolojik enerjisi güçlü olması gerekiyor.

Tuva halk müzik türleri olarak kahramanlar, aşk hikayeleri, destanlar ve masalları kabul etmekteyiz. Böyle müzikleri gırtlak şarkıları üzerinde söylenmektedir. Bir taraftan hörekteer sözsüz müzik olduğundan dolayı her hangi bir sözlü kültürü kuşaktan kuşağa hörekteer sesleri ile taşınıldı. Bu tez aşamasında, sözsüz söylenen masallar nasıl anlaşıldı denilen soru ortaya çıktı. Dina Kirnarskayanın »The Natural Musician: On abilities, giftedness, and talent» (2010) kitabında Homo Sapines‘ten önce gelişen Homo Musicus kavramının insanların kendi aralarında anlaşma aşamasına geçtiğini anlatır. Müzik, »düşünebilen insanı« (Homo Sapines) oluşturan önemli, seslerin bir araya gelmesidir. Yani, Tuva masallarının sözsiz anlaşılabilmesi arkaik müzik olarak gösterilmektedir.

Gerçek hörekteer, bağımsız bir müzik türüdür. O hiçbir müzik çalgıları ya da yabancı bir müzikler tarafından gelişmemiştir. Bütün gırtlak şarkılarının içerisinde Tuva folklor araştırmacılar tarafından sadece beş türlü stilli resmi Tuva gırtlak şarkısı olarak hitap edildi. Böyle sınıflandırmada ise ömey, sıgıt, kargıra, borbangnadır ve ezengileer isimli 5 ana tür vardır ve bu 5 ana tür çılandık, dumçuktar, opey höömey, buga kömey, kanzıp, kovu kargırası, kozhagar kargırası, dağ kargırası, Oydupa kargırası, uyangılar , damıraktar, kişter, serlennedir ve bırlanadır adlı alttürlere sahiptirler.

 

2.1.1. Höömei

 

Aksenov’un »Tuva Halk Müziği» kitabında hörekteer stilleri içinde höömeiyi temel gırtlak müzik stili olarak kabul etmişti. Höömei, bütün Tuva halk şarkılarının atasıdır. Bu stili hepsi söylemesinin sebebi de armonik sesinin hem Borbanadır stili gibi üst doğuşkan sesler içerisinde hem de Kargıra gibi alt doğuşkan sesler olmasındandır. Höömeiyin kendisine ait orta doğuşkan olarak söylenmektedir. O yüzden de Tuva’da yaşayan (2017’de yapılan Rusya nüfüs sayımında) 318 704 insanın 2000’den fazlısı höömei söylemektedir (2017. HUAM sayımında). Höömei, hem en çok yayınlanan hem de armonik seslerin içinde en kolay söylenebilen ses olarak kabul edilmektedir. Tuva Höömeiyi, öpei höömei (ninni) hariç sözsüz söylenilen müzik türüdür. Höömei Uluslararası Araştırma Merkezinin Mit araştırmalarana göre Hun türklerinin yaşadığı M.Ö. 3. yüzyılda höömei şarkılarının söylendiğini yazıyorlar. Mit’e göre Hun göçebelerinden anne-babasından yetim kalan bir çocuk 3 sene Yenisey nehirinin yanında yaşayarak orman, nehir ve dağ ortasında büyüyor. Doğa ile tek kalan çocuğun duyulan bütün sesleri yansıtmaya çalışması ile höömei icat edildi denilen hikaye var. Ve 6-8. Yüzyllar arasında Tuva halklarının Mogol halkları ila hayat geçirdikten sonra müzik asimilasyonu olduğu hakkında hipotezler var. Zoya Kyrgys, ömeiyi iki alt yapıya (yeni ve eski) böldü. Höömeiyin eski türü diye ergi, boğa, öpei ve despen olarak belirlenip modern Höömeiye ise, uyangılar, damıraktar, sirlenedir ve bırlanadır içerir. Andrei Anohin, 1910 yılında ilk höömei şarkıların plakaya yazdırıp »Tuva höömeiyin inceleyenler Tuvaların günlük hayatın araştırdığı gibi eşittir.» diye yazıyor. Öpey höömey” Tofa avcıları tarafından ayıları uyutmak için söylenen şarkılardır, Tuva Türkleri ise, çocukları uyutmak için “ninni” olarak kullanmışlardır. Eski Tofa mitlerine göre ayı ve çocuğu, babası ya da dedesi uyutmalıdır, yani erkek otoritesine (ataerkil) dayanan bir toplumsal örgütlenme düzeni vardı. Ankara (Yenisey’in batı tarafı) Türklerinden ise, çocukları kadınlar uyutuyormuş. Türk kadınların höömey söylemek yasak değildi. Tofaları daha çok etkileyen Moğollar’da ise, höömey söylerse kadınların çocukları olmayacağına dair batıl bir inanç vardı (David Harrison, 2004: 89).

 

 

 

 

1.0.2. Sıgıt

 

Sıgıt, »ıslık çalmak», »ağlayıp sızlama» demektedir. Eskide Cenaze ritüallerinde kullanılan. Türk mitodolojisinde ıslık çalmak kötü bir anlama gelmektedir. Örneğin Tatar, Kazak, Kırgız ve Özbek türklerinde ıslık çalırsan malından kayıbolasın diye söylenilmektedir. Tuva türklerinde bütün maldan, yakın insanınan ayırıldığında söylemişlerdir. Sıgıt şarkıcı ikinci bir sesi oluşturmak için ses tellerinden başka diğer organlanndan faydalanır. Ses tellerine gerilim uygulayarak sabit bir ses çıkarırken, ağız boşluğunu diliyle ikiye böler ve gırtlaktan çıkan temel sesin doğal armoniklerini ön plana çıkarır ve bunlardan melodi oluşturur.

 

1.0.3. Kargıra

 

Ses tellerinden daha yukarıda bulunan ve normalde ses çıkarmak için kullanılmayan kıvrımları sıkıştırarak sesin buradan çıkarılması ile elde edilir. Böylece çıkan ses normalde duyulacağından bir oktav aşağıda duyulur. Burada da armonikler oluşturuluyor ise de dikkat çeken, şaşırtıcı bir bas sestir. Bütün gırtlak şarkılarının içerisinde en yumuşak sesi temsil eder. Kargıra’nın hovu (hava), dağ, dumçuk (tumşuk), boğa, kaşpal, kojagar olarak alttürlere bölünüyor. Günümüzde en popüler olan hovu kargırasıdır. Özelliği ise, sözlü müzik türü olmasındandır. Dağ kargırası, hovu kargırsı gibi çok bilinen şarkı türü olmasına rağmen daha gürültü çıkarak, titireşme sesini yükselterek söylemektedir. Dumşuk kargırası sadece burunlu söylenir. Güçlü titireşmeye sahiptir. Hem temiz hem de kadife gibi yumuşaktır. Burundan iki defa alınan nefeste söylenen bu şarkıyı Tuva’da sadece Mongun-Tayga adlı kargıracı yapabilir.

 

1.0.4. Borbanadır

 

Borbanadır, Höömei yapılırken sesi ağız boşluğundan burun boşluğuna gönderme, sonra da tekrar geri getirme yöntemidir. Borbanadır, Höömeiyin erkek kardeşi gibi birbirinin yerin doldura bilen müzik türüdür. Höömei söylerken şarkıcının diaframda alınan nefes bittiği zaman, şarkıyı bozmamak amacında ikinci defa nefes alıp borbanadır söylenir. Tuva Türkçesinde »Borbanat» demek bir şeyi yuvarlat, yuvarlamak anlamın taşır. Bu stil, ritmik biçime sahiptir. Tuva geleneksel danslarının hepsi borbanadır gırtlak şarkısı üzerinde dans edilir. Basit gırtlak şarkılarından karmaşık bileşikler elde etmek amacında sentezleme yapar. Örneğin, höömei borbanadırı, kargıra borbanadırı ya da sıgıt bobanadırı. Bu stilin özelliliği ise, şarkıcının yalnız söylenmesindedir.

 

1.0.5. Ezengiler

 

Bu ezengiler şarkısı atın üzengisini yansıttırabilmesi amaçında söylenmektedir. Atın üstündeyken gümüş dizgini ve çapırağı eyere yapıştıryor. Eyere yapıştırılan gümüş dizginin üzengiye değdiği zamanda yüksek armonik tonuna benzeyen sesin yansılamasını ezingiler (üzengi) demektedir. Bu gırtlak müzik türü, sıgıttan sonra icat edildiğini söylenilmektedir.

Bu esnada par maklarla dudaklara vuruşlar yapılarak tempo hissettirilebilir.

 

1.1. Çalgılar

 

Günümüzde Tuva halk külürünün yeni bir markalaşma türü ise, müzik aletlerinin antropolojik-arkeoloji anlatma bilgileridir. Geleneksel Tuva Müziği, aksine örnekler bulunmakla birlikte ağırlıklı olarak pentatonik müziktir. Tuva Türkçesinde şarkı, «IR», şarkı söylemek , «IRLAAR» (ırlamak) şeklinde söylenirken, çalgı çalmak fiili için ise «OYNAAR» (oynamak) sözcükleri kullanılır. Genellikle pentatonik dizideki Tuva ırları, çok geniş aralıklara yayılmayan, yalın melodilerden oluşur. Aşk, tabiat, kahramanlık ve gündelik işler gibi konular içerir. Sözler genellikle dörtlükler halindedir ve mısralar sekiz hecelidir. Eski Türk şiirinde olduğu gibi kafiye baştadır. Usuller genellikle iki, üç ve dört zamanlıdır. Diğer konar-göçer halkların müziklerinde olduğu gibi Tuva ırlannda da usul değişmesine sıkça rastlanır. Birçok ırın tekrarlanan nakaratları (kojumaa, dembildey) vardır. Sözlerin aralarında şiirden bağımsız olarak şul, şu-de, dembil, e-he gibi sözcüklere rastlamak mümkündür. Birden fazla kişi tarafından icra edilen ırlarda biri melodiyi söylerken, diğeri pedal sesi tutar. (örn. Dembildey) Tuva ırları normal bir şarkı söyleme sesiyle de söylenmekle birlikte genellikle oldukça maharet isteyen ve gırtlağın özel bir pozisyonda tutulduğu bir sesle söylenir.

Bu bölgenin animistik dünya görüşü, doğadaki objelerin sadece biçimlerine ya da konumuna değil ayrıca onların manevi yönüne ve seslerine dayandırılır. Bu yüzden, doğadaki seslerin insanlar tarafından taklit edilmesi gırtlak müziğinin kökeni olarak görülür. Gerçekten de, bu bölgenin müzik kültüründe; hayvan, rüzgar ve su seslerini çıkarmak için çok fazlı enstrüman ve teknik geliştirilmiştir. Ek olarak gırtlak müziği yayılırken, giderek çeşitlenmiştir. Tuva halkının gırtlak müziği icralarında geniş bir çeşitlilik vardır ve altı perdeli armonilerin öncülerindendir.

Dünyada ne kadar millet var olursa o kadar ses var. O sesi temsil eden hem de müzik aletleri de var. Halk müzik çalgırından halk müzikler icat edilir. Örneğin Tuva gırtlak şarkıları armonik ses olarak tanılsa ona ait müzik aletleri de armonik seslerin taşımaktadır.

 

1.1.1. Telli Çalgılar

 

1-İgil (EgilL, Khil Khomus)

İki telli, telleri at kılından yapılan, yaylı çalgı. Göğsü koyun veya keçi derisinden yapılır. Sesinin at sesine benzemesi arzulandığından bazen atın yüz derisi de kullanılır. Teknesi oval veya dört köşeli olabilir. Perdesizdir ve tellere sol elin tırnaklarını temas ettir erek yayla çalınır. İgilin Orta Asyadaki diğer akrabaları şunlardır: Altay’da «ikili», Hakasya’da «ııkh veya khomus», Kazakistan’da «kıl kobız, Özbekistan’da «kobuz», Kırgızistan’da «kıyak» ve Moğalistan’da «morin-khuur». Tuva Türkçesinde çalgı teline «khıl»(kıl) denilmekte ve igil sözünün iki+khıl sözcüklerinden oluştuğu söylenmekte. İgil’in bir diğer özelliği de burguluk (baş) kısmının at başı şeklinde olmasıdır ki bu da göçebe kültüründe atın kutsallığı ile bağlantılıdır.

 

2-Doşpuluur (Topşuluur,Doşpuduur)

İki telli, parmakla çalman, deri veya ağaç göğüslü, perdesiz halk çalgısıdır. Gövdesi, igilde olduğu gibi oval ya da dört köşelidir. Bazı örneklerde teknenin hem ön hem de arka yüzü derilidir. Altay’da yaşayan Türkler’in de kullandığı çalgı, dörtlü ya da beşli aralıkla düzenlenir. Telleri at kılından veya koyun bağırsağından (kiriş) yapılır. İgilden farklı olarak doşpuluurda kıllar bükülmek suretiyle hazırlanır. Hömeyin en önemli olduğu noktası herhangi sözü taşımadan anlamlı müzik olabilmesidir. Tuva müzisyanların söylediği gibi »Bazı duyguları söz değil makam ve ses taşır». Çoğunlukla Höömeyci, müzik aletini elinde tutarak kendisi ile taşımaz. Fakat bazı zamanları »harın at» gibi kimseye itaatsizlik yapan doşpuluur denilen, hiç kimsi akort yapamayan müzik aletlerin höömey söylendiğinde çalınır. Modernleşen doşpuluur şekili değiştirilip 2 saplı ve 4 tilli haline geldi.

 

 

 

3-Bızaançı

Dört telli, yaylı bir çalgıdır. Yay ikinci ve üçüncü telin arasından geçer ve çalgıdan ayrılamaz. Çalınırken çıkan bız-zaa sesinden adını aldığı söylenir. Bir başka görüşe göre de çalgının sesi buzağı (bızaa) sesine benzediği için buzağıcı şeklinde adlandırılmıştır. Silindir biçimindeki ağaç, boynuz ya da metal gövdenin bir tarafına yılan derisi geçirilir. Telleri at kalındandır.

 

4-Çanzı

Köşeleri yuvarlanmış, 10-12 cm derin liğinde ve 20-30 cm genişliğinde kare bir gövde ve uzun bir saptan oluşan üç telli bir çalgıdır. Boyu 120 cm civarın dadır. Gövdenin her iki yüzeyi yılan derisi ile kaplıdır. Parmakla veya mızrapla çalınır.

 

5-Çadagan

Yatağan şeklinde Anadolu Türkçe’sine çevirebileceğimiz çalgı, yatay bir rezo nans kutusu üzerine gerilmiş yedi kiriş telden oluşan bir çalgıdır. Teller koyun veya keçi bağırsağından sapılır, Eîşik olarak koyunun aşık kemikleri kul lanılır, (eşik-aşık) Akort bu eşiklerin yer değiştirilmesiyle sağlanır. Çalıcılar bazen parmaklarına boynuz veya hay van tırnağından mızraplar takarlar. Günümüzde yapılan çadaganlar metal telli ve sabit eşiklidir. Teller pentatonik ses sırasıyla akord edilir.

 

5-Demir Khomus

Batılıların Jew’s harp dedikleri bu çalgı. Tuva’nın ve halta tüm Orta Asya’nın en yaygın ve eski çalgıların dan biridir. Çatal ön dişlere dayanır ve parmaklarla dil titreştirilir. Ağız boşluğunun rezonans kutusu gibi kullanılması ile çalınır, Eski şamanlar bu çalgıyı ayinlerinde kullanırlarmış. Ancak günümüzde bu tür törenlerde kullanılmamaktadır.

 

6-Kuluzun Khomus

Demir khomusun başka bir formda olanıdır. Bambudan yapılır, titreşim çal gıya bağlanan bir ipin çekilmesiyle sağlanır.

 

7-Limbi

Nefesli bir halk çalgısıdır. Adının Tibet’ten Moğolistan’a oradan da Tuva’ya geçtiği düşünülmektedir. Yan flüte benzer. Bugün metalden veya bambudan yapılmaktadır, ancak eski zaman larda genç ölen kızın kaval kemiğinden yapıldığı rivayet edilir. Delik sayısı yediden ona kadar değişir. Bir başka nefesli Tuva çalgısı olan şoor ile pek farklı değildir. Ses genişliği bir buçuk oktav kadardır.

 

1.1.2. Vurmalı Çalgılar

 

1-Düngür

Şaman davuludur. 40-60 cm. çapında. 10-15 cm derinliğinde bir tarafı açık diğer tarafı deri ile kaplı kutsal çalgıdır. Deri üzerinde göğü. yeri kutsal ruhları sembolize eden şekiller bulunabilir. Kasnağın açık tarafına + şeklinde tut turulmuş iki sopa hem sol elle davulun tutulmasını hem de üzerine çıngırak ve kutsal parçaların (bez. deri. tüyler vs.) bağlanmasını sağlar. Şaman ayininin vazgeçilmez aksesuarıdır. Orba ile çalınır.

 

2-Orba

Şaman davulunun tokmağıdır Ancak orba tek başına da ses çıkaran bir çalgı sayılır çünkü üzerindeki değişik boylarda zil ve metal parçalar orbanın sallan-masıyla sesler çıkarır. Davula vuran yüzü kıllı deri ile kaplıdır. Aşı pençesinden yapılan orbalar da vardır.

 

3-Kıngıraa

Metal bir halkaya takılmış üç metal çubuktan oluşur. Genellikle şaman elbi sesinin sırtına iliştirilir ve ayin sırasında şamanın hareketleriyle seslenir.

 

4-Konguraa

Bir ipe bağlı metal küre ve içine konulan parçalardan oluşan bir çeşit çan.

 

5-Konguluur

Çan formunda çıngırak.

 

1.2. Tuva ritüelinden fistivale kadar

 

Bütün bu sayılan gırtlak şarkıları erkekler tarafından uygulanır. Sıgıt dışındaki teknikler devenin bozlaması ya da ayı sesinin taklitleri olarak ortaya çıkmış, şaman kültürünün ürünleridir. Tuvalı gırtlak şarkıcıları bu seslerle dünya dışındaki alemle temasa geçmenin mümkün olduğuna inanırlar. Erkeklerinki kadar karmaşık olmamak la birlikte kadınların da boğaz havaları vardır ve gerek teknik gerek melodik yapı bakımından güney Anadolu’daki boğaz havalarına şaşırtıcı ölçüde benzemektedir. Amaç, bir sesten diğerine geçerken flütün perdelerine benzer biçimde glisandosuz geçmektir. Kadınların gırtlak şarkılarının konuları genellikle göçebe halkın evcil hayvanları yetiştirmesi ile ilgilidir.

Ritüel, dinsel tören, kutlama anlamına gelmektedir. Günümüzde Tuva Cumhuriyetinde festival kelimesiyle eş anlamlı olarak kabul ediler. Ritüeli, dini bir inanç gibi benimsenmiş alışkanlık, kişilerce kutsallaştırılmış davranışlar, biçimler, davranış biçimleri, temalar şeklinde tanımlayabiliriz. Festivalse, genellikle yerel bir topluluk tarafından belirlenmiş ve geleneksel olmuş gün ve tarihlerde kutlanan, yapıldığı yörenin imgesi hâline gelmiş etkinlikler bütünüdür. Bu tanımlardan Tuvalar için birbirlerine çok yakın anlamları olduğunu görebilirsiniz. Ritüeller özel durumlarda yinelenen ve alışkanlık özelliği kazanmış davranışlardır. Tiyatronun kaynağında ritüeller vardır. Bolluk törenleri, ölüp dirilme törenleri, üreme törenleri, söylenen ezgiler, danslar ve oynanan oyunlar, homo musicus (müziksel insanı) ortaya çıkarmıştır. Tuvaların şamanizm inançınan kaynaklaşan ritüel türleri artır markalaşan (brending) kavrammına sahiptir. Her sene gırtlak şarkıdan yarışmalar yapan Tuva Cumhuriyeti, festivalder için gelen turislere şaman ritüelderin göstererek şov yapmaktadır.

Tuvaların günlük hayatına ritüel olarak doğadan çıkan sesi benzeterek söylemekten kaynaklaşır. Tuvalar için ritüel, günlük hayatlarının bir parçasıdır. Tuva ritüelleri ise hörekteer ile söylenir. Hayvancılık hayatta yer alan »Hoi alzır» ritüelin yapılır. Hoi alzır, yaban hayvanları terbiyelemek demektedir. Tuvalarda sadece hayvanlara değil insan için geçerli sözdür. Öpei höömei olarak popülerleşen ninni şarkılarıda hoi alzır’ın bir türüdür. Ninni söyliyerek çocukları uyutmak hoi alzır ritüelı olarak kabul ediliyordu. Tuvalar için işçilik hayatının önemli olmasının sebebin de hoi alzırdan yansıtarak görebiliriz.

Hörekteerin bir önemli ritüel türü ise, dağ ve nehirlere dua edilmesidir. Buna Ova ritüeli denilirir. Ova ritüelı genellikte yaz mevsimlerinde söylenen dağlara dua edilmekten çıkmaktadır. Bu bayramları sabah ve ahşam saatlere bakmadan gündüz-gece dağ kargyrasın söylemektedir. Burada höömei müziklerine eleştiriler yaparak en iyi olan höömeicilere takdir edilmektedir. Bu Ova ritüelın yaparken höömeicilerinin alan hediyeleri genellikle onurlu olarak sayılır. Günümüzde ovayı, festival ya da yarışma olarak sayılırlar. Yeni bir hörekteer söylenen ritüel türü Sug izi‘dir (Su izi demektedir). Sug iziyi nehirden nehire geçtiğin zaman söylenmesi gerektir. Bazı zamanlar insanlar kayıkta değil nehir kenarında oturarak söyliyorlardı. O yüzden de bölgeye göre hörekteer şarkıları farkılı bir şekilde gelişti. Nehir, dağ, tundra ve step göçebelerinin hörekteer söyleme tarzlar farklı zamanlar arasında oldu. B.I. Tatarinseva’ya göre tarihi-kültürel açıdan hörekteri türk-moğol halıklarının ilk benzerliği olarak sayıldığını yazıyor. Bu Hoi alzır, Ova, Sug izi gibi Tuva hayatında önemli ritüel olarak sayılan Uzun Tınış (uzun nefes) ritüelında hörekteer söyleyen her hangi şarkıcının tutan nefesini sayırak ödül verilirdi. Günümüzde spor olarak sayılan güreş, eskide hörekteer sesine »devigi» (kartal) dansın yaparak güreşmek için izin alırdı. Ritüelden festivale değişen bu inançların çoğu hörekteer müziklerin koruyan çalışma olarak sayılır. Tuvaların resmi dini olarak budizm ve şamanizm sayılır. 1999’dan günümüze kadar Ustu Hure denilen festivalde canlı müzik ve Ustu Hure tapınağı ritüelderi yapılır. Bu festivale Almanya, ABD, Norveç ve Japonya’dan müzisyanlar ve araştırmacılar gelerek Tuva Cumhuriyetinin brendine dönüşen höömei müziklerine incelemeler yapılır.

Tuva müziği ile ilgili birçok değişik sınıflandırma vardır. Kadınların gırtlak müziği yapmasının akrabalarını inciteceğini ve doğum yaptıklarında sıkıntı çekeceklerine dair inanışın olmasına rağmen Tuva tarihinde birkaç kadın gırtlak şarkıcısı vardır. Sovyet Dönemi’nde, cumhuriyet festivalleri hariç, kadınlar nadir bir şekilde sahnelerde gırtlak müziğini sahnelerde söylemişlerdir. Valentina Salçak isimli kadın 1979 da herkesin önünde gırtlak müziği yapmıştır. 90 ‘ların başında gırtlak müziği şarkıcısı olarak Avrupa turuna çıkmıştır. Uluslar arası Höömey Sempozyum’un başlamasıyla beraber kadınlar halk önünde gırtlak şarkısı söyleyebilmişlerdir. 1998 yılında kurulan Tyva Kyzy adlı müzik grubu, bütün üyeleri kadınlardan oluşan ilk gırtlak müziği grubudur. Bu grup Tuva gırtlak müziğinin bütün tarzlarını icra eden ilk ve tek kadın müzik grubudur.

 

 

 

 

 

 

.